“Ütopya” 16. yy’da; hümanist, avukat, filozof ve İngiliz başbakanı Thomas More tarafından yazıldı. 16. yy İngiltere’si derebeyliklerin, kralların, din adamlarının halktan aşırı vergiler topladığı; ülkede eşitsizliklerin çok olduğu ve özellikle yüksek mercidekilerin insancıllıktan çok uzak davranışlar sergilediği bir donem. Thomas More, böyle bir dönemde, bu kadar yüksek konumda olmasına rağmen diğer insanları ve eşitlik kavramını düşünebilmiş, bunun için çaba gösteren bir insan. Kendisinin etkilerini ve büyüklüğünü inkar etmek mümkün değil.

Bu kitapta, “arkadaşının ona anlattığı kadarıyla” bir Ütopya varmış ve bu ülkede ekonomi, sosyal yaşam, din, evlilik, savaş, eğitim, çalışma hayatı da çok farklı işliyormuş. Biz “arkadaşının ağzından” Ütopya ülkesindeki şartları okuyoruz. Ütopya’da lüks düşkünlüğü, savaş merakı vs. yok. Bunun yerine ülkedeki herkes eşit, çalışmaya ve çalışana saygı var. Bu özelliklerinin Ütopya ülkesi vatandaşları üzerindeki etkisini de görüyoruz. Yazar, Ütopya ülkesi hakkında yazarak, o zamanın İngiltere’sini eleştirmiş. Birçok açıdan çok beğendiğim bir kitap oldu. Blogta kısa yorumlara yer verdiğim için bu yorumumun makale gibi olmasına engel olmak amacıyla kitap hakkındaki açıklamalarımı burada bitireceğim ama bu kitap hakkında sayfalarca yorum yapmak mümkün. Bu yüzden, aklınıza takılan veya sormak istediğiniz bir şey varsa lütfen yorum bırakın.

Kitaptaki ilginç bulduğum alıntılardan birkaç tanesini koymak istiyorum:

“Soruyorum size: İnsanları kötülüğe yönlendirdikten ve onlara daha çocukken ihtiyaç duydukları düzgün eğitimi vermedikten sonra, yetişkinliklerinde işledikleri suçtan dolayı cezalandırmanın ne faydası var? Onları asmak için mi önce hırsızlığa yönlendiriyorsunuz?”

“Senato, hiçbir sorunu, önergenin verildiği gün görüşmez; kimse etraflıca düşünmeden gelişigüzel konuşmasın diye, tartışma bir sonraki toplantının gündemine alınır. Böylece herkes sorunla ilgili düşünür, hazırlanır ve devletin selameti için en uygun olanı önerir. Bu sayede, hem temsilcilerin düşünmeden konuşmaları, hem de yanlış konuşmaktan dolayı prestij kaybetmeleri önlenmiş olur. Çünkü, pek fazla düşünme fırsatı bulamadığı için yanlış şeyler söyleyen bir kişi, onur meselesi yaparak yanıldığını kabul etmeyebilir, devletin yararını düşünmek yerine kendini savunmaya çalışabilir.”

“(Hastalar) Her gün acılar içinde kıvrandığı bu zindan yaşama isterse kendisinin, isterse başkalarının son verebileceğini açıklıyorlar. Bunun, onun için akıllı bir karar olacağını, çünkü ölümle kimseye bir iyilik yapılmadığını, ama kendisinin işkenceden kurtulacağını söylüyorlar.”

Yukarıdaki üç örnek de, çağına göre çok ileri düşünülmüş şeyler değil mi? Özellikle 16. yy’da ötenaziye yer vermesi beni çok şaşırttı.

Son olarak, kitabı çok beğenmekle birlikte katılmadığım yerleri de oldu. Örneğin, özel mülkiyetin hiç olmaması, altın veya gümüşü kullananlarla dalga geçilmesi, herkesin aynı kıyafeti giymesi, kadınların ikinci planda ve erkek boyundurluğu altında tutulması ve kölelik kavramının varlığı da bunlardan birkaçı. Yazarın neden bunları yazmış olabileceğini ve bulunduğu şartları tahmin edebiliyorum. Bu yüzden sosyalizmi abartıyor, kadın haklarından bir haber ve temel hak ve özgürlüklerde de eksikleri var diye düşünüyorum.

Bu kitabı okudunuz mu? Sizin en beğendiğiniz ve beğenmediğiniz yerleri neler oldu?

 

Bahsettiğim kitabı incelemek isterseniz aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz:

utopya-thomas-more.jpg

 

 

Kitap: Ütopya – Thomas More” için bir yorum

  1. Geri bildirim: EYLÜL FAVORİLERİ:

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s