Bu çeşitli milletlerin ünlü sözleri ve onları nasıl değerlendirdikleri hakkındaki kitaplar bu sıralar çok meşhur ve “Hygee”yi Danimarka’ya gittiğimde ilk ağızdan da dinlediğim için çok beğenmiştim.

Ikigai meselesine gelince, bu seferkini o kadar da etkileyici bulmadım. Her şeyden önce yazdıkları konunun amacını kaçırmışlar gibi duruyor. Kitabın başında Ikigai’nin anlamının “hep meşgul kalarak mutlu olmak” diye çeviriyor ama daha sonra bu konudan hemen hemen hiç bahsetmiyor. Konu kitabın devamında uzun yaşamanın sırlarına dönüşüp, yüz yaşına kadar yaşayan insanların rutinlerinin neler olduğunu anlatıyor.

Ortak noktalarının da hiç boş kalmamaları, hep insanların arasında olmaları, stresten uzak kalıp doğru beslenmeleri, bir hobilerinin olması ve düşük yoğunlukta fiziksel egzersizleri sürekli yapmaları olarak özetliyor. Bütün bunlar iyi güzel de, kitabın arkasında açıkladığı ve içinde Ikigai’nin tanımı olarak belirttiği “yataktan kalkmak için sebep bulmak” ve “sürekli mutlu kalmak” meselelerine hiç değinilmedi. Kitap iddia ettiğinden bambaşka bir şey anlatıyor. Ben uzun yaşamanın sırlarını okumak isteseydim, o konuyla ilgili olarak bir kitap alır okurdum. Uzun yaşamanın sırlarını anlamak için mutlu kalma sanatı hakkında bir kitap seçmezdim. Kendi iddia ettiği konuda ise hemen hemen hiçbir şey anlatmıyor.

Hadi neyse, kitabın yanlış ilerleyen bir kitap olduğunu unutup uzun yaşamak için kitabın yaptığı öneriler ve kısaca özetinden bahsedeyim. Kitap hakkında spoiler istemiyorsanız buradan itibaren olan kısmını okumamanızı tavsiye ederim.

İlk olarak, sağlam kafa sağlam vücutta bulunur. Çok ağır bir spor olmamak kaydıyla hayatımızın her günü bir fiziksel aktivitede bulunmamız gerektiğinden bahsediyor. Bu konuyl ailgili olarak kitabın sonunda Japonların klasik aktiviteleri olan yoga, tai chi, çigong, shiatsu’nun en klasik hareketlerini resimlerle açikayıp bu aktivitelerin faydalarından bahsediyor.

İkinci olarak, stresin fazlası zararlıdır ama azı ise iyidir. Stresin fazlasının ne kadar zararlı olduğunu belirttikten sonra bunu yenmek için meditasyondan bahsediyor. Bunun yanında, stresin azının ise faydalı olduğunun kanıtlandığından bahsedilmiş. Az miktarda stres, insanı dinç tutarak çalışmasını ve ayakta kalmasını sağlıyormuş.

Üçüncü olarak, her yemek masasında mutlaka organik besinlerin her renginin masada bulunduğuna önem verdiğimiz yemekler yememiz gerektiği ve midemizin tamamını doldurmak yerine yalnızca yüzde seksenini doldurup masadan kalkmamız gerektiğine dikkat çekiyor. Tabakların tamamını doldurmamak ya da yemekten sonra tatlı yememek buna birer örnek. Ayrıca, antioksidanların yaşlanma karşıtı olduğuna değinerek antioksidan bulunduran meyve, sebze ve çay önerileri kitabın sonlarında yer alıyor.

Dörduncü olarak, kendiniz için mücadele edin. Sürekli hayat amacımızın ne olduğunu keşfetmek için savaş vermemiz gerektiğinden ve emekli olmaya odaklanmayıp hayatımızın sonuna kadar çalışmamız gerektiğinden bahsediyor. Bunun için, üzerinde çalıştığımız şeylerin ne çok zor ne de çok kolay olması doğru değil. Çok kolay olduğunda bıkkınlık yaratacağı gibi, çok zor olduğunda ise pes etmeye yol açacaktır. Bu yüzden ideal iş, aşırı zor olmayan zor bir görevdir. Bu şekilde; yapılacak işi bilmek, bunun nasıl yapılacağını bilmek, bunu ne kadar iyi yaptığınızı bilmek, nereye gideceğinizi bilmek, belli zorlukları ve becerileri algılamak ve dikkat dağıtıcılardan uzak durmak akışı sağlamaktadır. Bizim için ise gerekli olan şey işte bu akışı yakalamaktır. Bu şekilde, anda kaybolarak yapacağımış işe tamamen odaklanarak işimizde başarılı oluruz ve bu bizi mutlu eder.

Kitabın devamında ise 100 yaşını geçmiş birkaç kişiyle yaptıkları röportajlardan kısa alıntılar yapmışlar. Herkese sence neden uzun yaşadın diye sormuşlar ama tamamı “hiçbir fikrim yok” diyor. Yani onlardan pek cevap alamamışlar, onun için okuyorsanız cevap bulamazsınız benden uyarması.

Son olarak, tavsiye ettikleri muhteşem antioksidanlar şunlar: beyaz çay, yeşil çay, yasemin çayı, tofu, miso, ton balığı, havuç, kudret narı, kelp yosunu, lahana, su yosunu, soğan, soya filizi, hechima, soya fasulyesi, tatlı patates ve biber.

 

Bahsettiğim kitabı incelemek isterseniz aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz:

0001735494001-1

KİTAP: IKIGAI – Hector Garcia & Francesc Miralles” için 3 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s